|
|
| ::....
Haftanın Konuğu |
| |
| Lars Von Trier (Manderlay) |
| |
Katı kurallar ve zulüm altında yaşayan, özgürlükten bihaber bir topluluk... Silahlı adamlarıyla, topraklarını işgal edip, düzenlerini bozan ve o insanlara zorla özgürlük getirmeye kararlı bir kişi... Silah zoru ile kendilerine diretilen özgürlükle ne yapacaklarını bilemeyen ve şaşkına dönen bir halk... Yıkılan katı bir sistem ve yerini alan kaos, karmaşa, ikili oyunlar, demokrasi adına işlenen cinayetler...
Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier’in Amerika üçlemesinin ikinci filmi "Manderlay" kasımın ilk haftasında sinemalarımızda gösterime giriyor. Antalya Film Festivali ve Film Ekimi programında da yer alan "Manderlay" 1930’larda Güney Amerika’daki kölelik düzenine odaklanıyor. Trier, kölelik ekseninden hareket ederek Amerika’nın hem geçmişine hem de bugününe dair şok edici saptamalarda bulunuyor. "Dogville"de Nicole Kidman tarafından canlandırılan Grace karakterine yeni filmde hayat veren oyuncu Bryce Dallas Howard olmuş.
"Manderlay", geçen yüzyıla kadar devam eden kölelik düzeni gözler önüne sererken, özgürlük ve demokrasi kavramları üzerinde oynayıp Amerika’nın günümüz dış politikasını da yermeden edemiyor. Yönetmen Lars Von Trier’in film hakkındaki sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
|
| Dogville’den babasının yardımıyla kurtulan Grace’i bu kez Manderlay’de görüyoruz. İlk filmden farklı olarak Grace karakterini Nicole Kidman değil Bryce Dallas Howard canlandırıyor. Bu durum film üzerinde önemli bir değişikliğe yol açtı mı? |
| |
Bildiğiniz gibi Grace karakteri, Nicole Kidman’ın filmde oynayacağı düşünülerek yazılmıştı. Nicole filmde rol alamayınca, Grace’in de karakteri canlandıracak aktriste göre değişmesi gerekiyordu. Tabii ki Kidman’ın yerine kim oynarsa oynasın, karakter etkilenecekti. Bryce’ın bu kadar genç olması, Grace karakterinin inatçılığını daha inanılır kıldı. Bryce’ın olaylara naif yaklaşımı da Grace karakterini anımsatıyordu. Bilindiği üzere naiflik tüm filmlerimdeki kadın kahramanların sahip olduğu bir özelliktir.
|
| Manderlay’daki Grace tamamiyle farklı hareket ediyor. Sanki daha aktif. Dogville’deki Grace her şeyi not ediyor ve sonuna kadar hiçbir şeye müdahale etmiyordu. |
| |
Evet, ilk filmden bu yana Grace’de bir gelişme olduğuna katılıyorum. Zaten Grace karakterinin gelişimini merkez alan bir üçleme yapmayı hedefliyorduk. Dogville’in sonunda Grace’in biraz gücü vardı. Grace bu gücü, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için kullanacağını düşünüyordu.
|
| Peki Grace Manderlay’de dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye mi çalışıyor? |
| |
Aslında benim karakterlerimin hiçbiri, hiçbir şeyi olduğundan daha iyi hale getiremezler. Grace tüm kalbiyle elinden gelenin en iyisini yapıyor. Sanırım yaptığı şeye yürekten inanıyor.
|
| Manderlay’deki Grace ile George W. Bush’u karşılaştıralım. Her ikisi de bir yere demokrasi hemen ve kendiliğinden gelmiyorsa, demokrasiyi güç kullanarak getirmekten yanalar. Ne dersiniz? |
| |
Evet, bu çok aşikar. Grace’in davranışlarını bu şeklde açıklayabilirsiniz. Bush hakkında da en acımasız şeyleri söyleyebilirsiniz. Ama aslında Bush da yaptıklarına tüm kalbi ile inanıyor. O işlerin bu şekilde daha iyiye gidebileceğine inanıyor. Bundan hiç şüphesi yok. Grace de öyle.
|
| Manderlay’de neyi anlatmak istediniz? |
| |
Bilmiyorum. Aslında hep aynı öyküyü anlatıyorum. Ama Manderlay’le ilgili bana eğlenceli, hatta değişik gelen şey filmin farklı ırkları içermesi, ki bence bu çok keyif verici bir deneyim. Örneğin Danimarka’da biz birbirimize burada hiç ırk problemi yok derdik. Ancak o zamanlarda, yani ben çocukken, Danimarka’da siyah caz müzisyenleri hariç zenciler yoktu. Daha sonra ırkçılık o çirkin yüzünü göstermeye başladı. Manderlay bu açıdan aslında biraz da Danimarka ile ilgili bir film. Hikayeye kaynaklık eden iki şey var aslında. Bunlardan ilki, Fransız bir yazar olan Jean Paulhan'ın Historie d’O adlı öyküsü. O öyküde, kölelere özgürlükleri veririlir ama özgürlük kölelerin karınlarını doyurmaz. Köleler bunun üzerine efendilerinin tekrar başlarına geçmesini isterler. Çünkü köleyken en azından yiyecekleri vardır. Köleler önce efendilerini başlarına geçmeye ikna etmeye çalışırlar, başarısız olunca da efendilerini öldürürler. Bu hikaye beni çok etkiledi. Filmle ilgili beni etkileyen bir başka unsursa, Danimarkalı fotoğrafçı ve yazar Jacob Holtd’un tartışmalar yaratan Amerika ile ilgili fotoğrafları ve konuşmaları oldu.
|
| Belli bir misyon üstlenme zorunluluğu hissetiniz mi? |
| |
İnsanları eğitmek gibi mi? Bilemiyorum. Bu filme ahlaki komedi diyebilirsiniz. Fakat aynı zamanda belirsizlik de var filmde. Özellikle de filmin finalinde... Çünkü ben her zaman kendimi belirsizlikle gizlemeye çalışırım. Grace’in filmin kadın kahramanı olması gerekiyor ama Grace son derece aptalca ve idealist davranarak bir çuval inciri mahvediyor. Grace’de eksik olan şey politik pragmatizm. Grace aptal, idealist ve aşırı duygusal. Politikada duygusal olmamanız gerekiyor. Eğer duygusalsanız, hiçbir şey başaramazsınız.
|
|
|
Copyright © 2002 Fida Film Yapım Dağıtım ve Reklamcılık
A.Ş. |
|
|